Sağlık:
Kolesterol ilaçlarının etkinliği ve yumurta, kırmızı et gibi besinlerin kalp sağlığı ve kolesterol üzerindeki etkileri ekseninde başlayan tartışma tıp dünyasını meşgul ediyor. Statinlerin gerekli olduğunu savunan Türk Kardiyoloji Derneği’nin dünkü toplantısından sonra bugün de karşıt görüşteki uzmanlar bir açıklama yaptı.

İSTANBUL - Kolesterolü düşürmek için kullanılan statinlerin etkili olmadığını ortaya koyan önemli klinik araştırma ve meta-analizler bulunduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, “bu araştırmaların en önemli 5 tanesi şunlardır” diyerek o araştırmalar hakkında bilgi verdi:

BİR: Statinlerin, kalp damar hastalığı hikâyesi olmayan fakat orta veya yüksek risk grubunda bulunanlardaki etkinliğini belirlemek amacıyla toplam 65.229 kişiyi kapsayan 11 klinik çalışmanın değerlendirildiği meta-analizde ortaya çıkan gerçek şudur: Ortalama olarak 3,7 senelik statin tedavisi tüm sebeplere bağlı ölümlerde bir azalma sağlamamıştır.

İKİ: Statinlerin kalp yetersizliği olanlardaki etkinliğini belirlemek için İtalya’ da 357 kalp ve iç hastalıkları merkezinde yapılan araştırmada günde 10 miligram rosuvastatin alanlarda klinik gidişin değişmediği ortaya çıktı.

ÜÇ: Statinlerin yüksek kalp-damar hastalığı riskine sahip olan ve diyalize giren hastalardaki etkinliğini belirlemek için düzenlenen ve kan diyalizi yapılan 2.776 hasta üzerindeki milletlerarası bir çalışmada günde 10 miligram rosuvastatinin etkinliği araştırıldı. Ortalama olarak 3,8 sene takip edilen hastalarda ilacın LDL-kolesterolü azaltmasına rağmen ne kalp krizi ve felçlerde ve ne de kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerde bir azalma olmadığı ortaya çıktı.

DÖRT: Tip 2 şeker hastalığı olan ve diyalize giren 1.255 hastada yapılan çok merkezli bir çalışmada atorvastatin isimli kolesterol ilacının etkinliği araştırıldı. Dört hafta sonra ilaç alan hastalarda LDL-kolesterolün yüzde 42 oranında, almayanlarda ise yüzde 1,2 oranında azaldığı tespit edildi. 4 sene süreyle takip edilen hastalarda kolesterol düşürücü ilaç alanlarda, kalp krizi ve felçlerde de kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerde de plasebo grubuna göre bir farklılık bulunmadı.

BEŞ: 2.410 tip 2 şeker hastasında 10 miligram atorvastatinin kalp damar hastalıklarının önlenmesindeki etkinliği 4 sene süren bir çalışmada araştırıldı. İlaç alan grupta LDL-kolesterol seviyesinin plasebo grubuna kıyasla ortalama olarak yüzde 29 oranında azaldığı belirlendi fakat insüline bağımlı olmayan bu hastalarda statin tedavisinin bir faydası olmadığı ortaya çıktı.

Prof. Küçükusta araştırmaların sonucunu, “Kolesterol düşürücü ilaçların kanda LDL-kolesterolü düşürdüğüne şüphe yok ama gel gelelim ki bu düşüş ne kalp krizlerini ne felçleri ve de bunlara bağlı ölümleri önlemede bir işe yaramıyor. O zaman da insan haklı olarak soruyor. Ne anladım ben bu ilaçlardan?” diye değerlendirdi.

“KOLESTEROLÜ DÜŞÜRMEYE ÇALIŞMAK ANLAMSIZDIR”
Karatay Diyeti ve Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık adlı kitaplarıyla tartışmaları ateşleyen isim İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Anabilim Dalları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, “Kolesterol bir gerçektir. Bütün hayvanların, insanların ve bitkilerin hücrelerinin yapı taşını kolesterol meydana getirir, yani olmazsa olmaz bir gerçektir” dedi ve kolesterolü ilaçla düşürmeye çalışmanın anlamsız olduğu söylemini yineledi.

Kolesterolün bilinenin aksine yağ değil, bir steroid hormon olduğunu belirten Prof. Karatay, şunları söyledi: “Kolesterol, vücudumuzun streslere karşı koruyucu olarak fazlaca ürettiği bir hormondur! Örneğin ateşli bir hastalıkta, bakteri ve virüslerle mücadele etmek için akyuvarlar, yani kan lökositleri yükselmektedir. Ateşli hastalığın sebebi lökositler midir? Yoksa mikropları öldürmek için mi lökositlerimiz yükselmiştir? Kolesterol bakterisittir, yani bakterileri öldürür. Kolesterol virüsittir, yani virüsleri öldürür. Kolesterol beyin hücreleri ve sinir ileti sisteminin olmazsa olmaz temel maddesidir. Öyle ki, beyin hücreleri hayatta kalabilmeleri için kan kolesterolüne bağlı kalmayarak, kendi kolesterollerini üretmek mecburiyetindedirler. Organizmada stres hormonları, seks hormonları ve de D vitamininin yapı taşları da kolesterolden ibarettir! Örneğin bebekler için en sağlıklı bir besin maddesi anne sütüdür, bebeklerin en hızlı büyüme çağının temel ve tek gıdasıdır. Anne sütünün nerdeyse yüzde 90’ı kolesterol ve omega-3 yağ asidinden oluşur. Kolesterolün bizatihi kendisi masumdur. Vücutta yanlış giden bir şeyleri tamir etmek için yükselir. Dolayısıyla kolesterolü ilaçla düşürmeye çalışmak anlamsızdır.”

“DAMARLARI TIKAYAN KOLESTEROL DEĞİL, KAN PIHTISIDIR”
Kolesterolün damarları tıkamadığını, damarları tıkayarak, kalp krizi ve inmeye neden olan şeyin kolesterol değil kan pıhtısı olduğunu ifade eden Kratay, “Kanın pıhtılaşmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi ise insülin hormonudur. Kandaki insülin hormonu yüksekliği kanın pıhtılaşmasını artırmaktadır. Kandaki insülin hormonu yüksekliği trombositlerin birbirine yapışarak tıkaç meydana getirmelerine neden olmaktadır. Kandaki insülin hormonu yüksekliği trombositlerin damar iç yüzeyini kaplayan hücre tabakasına (endotel tabakası) yapışmasını artırmakta, endotel tabakasından damarların genişlemesi için salgılanması gereken nitrik oksit maddesinin salgılanmasını önlemektedir. Kandaki insülin hormonu yüksekliği, ayrıca en kuvvetli sempatik sinir sistemi uyarıcısıdır, yani damarları büzüştürür ve tansiyonu yükseltir” diye konuştu.

“KOLESTEROL İLACI KULLANMAK ABONELİK SİSTEMİDİR”

Taş Devri Diyeti ve 7’den 70’e Taş Devri Diyeti kitaplarının yazarı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın da, “Kolesterolü ortalamadan düşük olanların başka hastalıklara çok daha fazla yakalandıkları yönünde bir yığın araştırma var” diyerek şunları söyledi:

“Ancak bunları söylemek size ticari açıdan bir şey kazandırmaz, kaybettirir. O yüzden ibre daha çok kolesterol karşıtı kampanya yürütenler lehinde çalışır. Çok büyük bir rant var ortada. 1960'lara 70'lere kadar bu böyle değildi, tıp safiyane amaçlarla yapılıyordu. 40 yıldır ilaç tüketimine dayalı bir anlayış ve sistem geliştiriliyor. İlaç sanayi, hastalığı değil, belirtilerini yok edecek ilaçlara yöneldi. Mesela başınız ağrıyorsa onun gerçek nedenini bilmeyi değil, ağrısını dindiren ilaçlar vermeyi öneriyor tıp. Sebebi bilinip tedavi edilecekken migrenin 50 bin çeşidi üretilir, bunların yüzlerce ilacı çıkar. Hastalar bu ilaçları kullanır, ağrıları yıllarca devam eder. Sanayinin de aradığı budur. Kolesterol ilacı da kullanmak tam bir abonelik sistemidir, 40 yıl kullanırsınız.

“KOLESTEROLÜ DÜŞÜREN STATİNLER ZARARLIDIR”
Kolesterolün düşürülmesinde kullanılan 'statin'ler zararlıdır. Vücudunuzda enerji santralı olan bir maddeyi bu ilaçlar tahrip eder. Bu ilaçları kullananlar zaten halsizlikten şikâyet ederler. Bütünüyle emin değiliz, ama teorik olarak baktığımızda kansere de sebep olma ihtimali var. Diyorlar ki 'madem öyle ispat edin'. Asıl siz bu ilacın zararsız olduğunu ispat etmek durumundasınız. Ve bunu ispat etmek için trilyonlar harcamanız gerekir. Kârı olmadığı için de hiçbir firma böyle bir masrafı karşılamaz. İşin kötüsü, devletlerin desteklediği, bağımsız araştırmalar yapan kurumlar kalmadı. Araştırmaların yüzde 90'ı ilaç firmaları tarafından yapılıyor ve tedaviye, önlemeye dönük değil.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Botoks SGK Tedavi Listesinde Yerini Aldı
Estetik olarak değil, tedavi olarak yapılacak olan Botoks, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, 11. Dairenin...

Haberi Oku