Türkiye:
ERDOĞAN'dan Bayram Namazı Çıkışı Açıklama " Bizim için PKK neyse IŞİD de aynı

 Cumhurbaşkanı RTE, "Bizim için çözüm sürecinin sona ermesi diye birşey yok. Onların sorunu. Sona erdirme gayreti içinde olanlar bedelini ağır öderler. Kaldı ki Kobani sizin için önemli de Doğu Anadolu önemli değil mi? Güneydoğu'yu Doğu Anadolu'yu bu kadar sıkıntı içine sokanlar bunlar değil mi?" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bayram namazını kıldığı Sultanahmet Camii çıkışı gazetecilerin gündemle ilgili sorularını yanıtladı. 

Konuşmasına gazetecilerin ve tüm İslam aleminin bayramını kutlayarak başlayan Erdoğan, bayramın barışa ve insanlığın şu anda içinde bulunduğu sıkıntıların aşılmasına vesile olmasını temenni ettiğini söyledi. Suriye'de ve Irak'taki gelişmeler nedeniyle hassasiyetleri olduğunu belirten Erdoğan şunları söyledi:

"Bölgenin sıkıntıları çok açık ve net ortada. Bu vesileyle bu bayramı bayram gibi yaşamayı rabbimden niyaz ediyorum. Ne yazık ki İslam dünyası son yıllarda İslam'ın kendi asli kimliğiyle uyuşmayan bir tabloyu yaşıyor. Öldüren Müslüman öldürülen Müslüman. Böyle tabloyu yaşıyor. Allahuekber nidalarıyla insanların ölmesi ve öldürülmesi tahammül edilir ve katlanır birşey değil. bunun bizim dinimizde katiyen yeri yok. Şu anda sınırlarımız malum adeta tehdit altında. Bunları görüyoruz. Şu anda Kobani'de olan yarın belki Haseki'de Afşin'de daha farklı sınırımıza yakın yerde olacak. Tüm bu gelişmelere karşı tabii ki Türkiye Cumhuriyete olarak tedbirlerimizi azami ölçüde almış bulunuyoruz. Bunlarla ilgili olarak ta atılması gereken adımları ulusal ve uluslararası bazda da hazırlıklarımızı yaptık yapıyoruz. En son cumhurbaşkanlığı makamında da üst düzey ulusal güvenlik toplantımızı da yaptık ve buna göre bir yol haritasını takip ediyoruz." 

Süleyman Şan Türbesiyle ilgili soruyu yanıtlayan Erdoğan şöyle konuştu:
 "Bayram mesajımda da var. Herşeyden önce Süleyman Şah vatan toprağımız. Şu anda 40 mehmetçiğimiz var. Onların kılına herhangi birşeyin gelmesi halinde silahlı kuvvetler başta olmak üzere atacağımız adımlar malumdur. Asla tereddüt etmeyiz, edemeyiz. Bu andan itibaren herşey değişir. BM Güvenlik Konseyi'nde yatığım konuşmada birşeyin üzerinde ısrarla durdum. O da 3 şey yerine gelmedikçe biz bu tür koalisyonun içinde yer almayız, dedim. Birincisi uçuşa yasak bölge konusunun hallolması lazım, dedik. Bu konuda koalisyon güçleri olarak, başta ABD olmak üzere sivil görüşmelerde olumlu baktığını söyledi. İkincisi onun paralelinde güvenli bölge. Bakın tampon bölge demiyorum. Güvenli bölgenin tesis edilmesi. 1 buçuk milyon mülteciyi kabul etmiş durumdayız. Bunu nereye kadar kabul edeceğiz. Dolayısıyla bu insanlara güvenli bölge tesis edilmesi lazım. Bu insanların kendi topraklarına dönmesini sağlamamız gerekiyor. Bu tabii güvenli bölge içindeki onlara uygun yerlerde bu iskanı temini aynı zamanda gerekiyor. Bu güvenli bölge içinde aynı şekilde Süleyman Şah saygı karakolu da var. Üçüncüsü de eğit-donat prensibi var. Bununla da gerek Irak gerek Suriye'deki oranın kendi askerini hem eğitmek hem donatmak noktasında da koalisyon güçleriyle mutabık kalınan bir maddedir. Burada zaten mutabakat var. Bunu da halletmek suretiyle görünümümüz çok daha farklı olacaktır. Etkinliğimiz de çok farklı olacaktır. Birçokları meclis müzakerelerinde de gördük. Bu işe olumsuz yaklaşanların yaklaşım tarzı çok önemli. Bir müddet önce Türkiye'nin niçin Irak'a Suriye'ye girmediğini söyleyenler bugün bakıyorsunuz olumsuz yaklaşım sergiliyorlar. Yani sabah farklı akşam farklı olmaz. Devlette idarecinin sorumluğu çok çok farklıdır, anlamlıdır. Ve siz bir büyük devlet olarak eğer sınırlarınız tehdit altındayken bunlara göz yumarsanız bunlara sessiz kalırsanız sizi tarih affetmez. Burada bedel ödemekle karşı karşıya kalacaksınız. Ondan sonra da şu anda mesela Kobani'deki gelişmelerde bir yandan Kobani'yi ziyaret edeceksin sonra dönüp 'Kobani tehdit altında Türkiye ses çıkarmıyor' diyeceksin. Tamam da Kobani'den gelenler nereye geliyor? Nereye sığınıyor? Türkiye'ye sığınıyor. Türkiye misafir ediyor mu? Ediyor. Bütün bunlar ortada olmasına rağmen Türkiye'de özellikle PKK terörünün içinde olanlar şu anda bu işe sahiplenmenin gayretindeler. Olumlu bakmamız mümkün değil. Bizim için İŞİD neyse PKK'da odur. Bunları ayrı telakki etmek ayrı değerlendirmek yanlıştır. Bunların dışında orada da terör örgütleri vardı. Ortak ele almamız, değerlendirmemiz dünyanın da bunu aynı şekilde paylaşması lazım. Birşey çok önemli. Bir defa düşmanı teşhiste yanlış yapılırsa ki bu yığınaktaki yanlış zaferi olumsuz etkiler. Bunu baştan bir defa sağlam yapmak doğru teşhisle beraber buradaki atılacak adımları ona göre atmak önem arzediyordu. Bu konuya dostlarımızla paylaştık. paslaşmaya devam edeceğiz. Bu konuda ilgili bakan ve kurumlarımız silahlı kuvvetlerimiz, istihbarat teşkilatımız, Dişişleri Bakanlığımız koordinatör olma noktasında bu işin içinde hassasiyetle duruyor. "

Çözüm süreciyle ilgili soruya da yanıt veren Erdoğan, şöyle  devam etti:
"Bizim için çözüm sürecinin sona ermesi diye birşey yok. Onların sorunu. Sona erdirme gayreti içinde olanlar bedelini ağır öderler. Kaldı ki Kobani sizin için önemli de Doğu Anadolu önemli değil mi? Güneydoğu'yu Doğu Anadolu'yu bu kadar sıkıntı içine sokanlar bunlar değil mi? Kendi halkını dağlara kaçıran bunlar değil mi? Bunları artık dillendirmek gerekiyor Benim cumhurbaşkanı olarak objektif olarak konuşma hakım var ve konuşacağım. Çünkü ben dağlara kaçırılan gençleri kendi başına bırakamam. Hükümet bu konuyla ilgili her türlü adımı atıyor. O da atmaya devam edecektir. Ama çözüm sürecini engellemeye çalışanlar bedelini ödeyecektir. Dolayısıyla siz bir taraftan insanları dağlara kaçıracaksınız. Affedersiniz yatırım yapan müteahhitlerin iş makinalarını yakacaksınız, yıkacaksınız yatırımları engelleyeceksiniz. Düşünün Güneydoğu'da bu kadar havalimanları yaptık yapıyoruz kime karşı. Bunlara karşı. Çok enteresan yakıp yıkıyorlar biz ısrarla yapmaya devam ediyoruz. Hakkari'de hala bitiremiyoruz. Bunlarla olan mücadele yüzünden. Bakıyorsun bir müteahhit işe başlıyor. Onu tehdit ediyorlar. O gidiyor bir başkasını geliyor onu tehdit ediyorlar. Bunlar Kobani'yi bu kadar ısrarla savunuyorlar da buraları niye savunmuyorlar. Buralarla ilgili hassasiyetleri nerde? Bu bölgenin HDP'li vekilleri nerede? Bir de bu konuyla ilgili konuşsunlar ve o illerin milletvekili olduğu halde yatırımlara sahip çıkmıyor. Birinci derecede onlar istifade edecek. Suriye/de bu olaylar olurken Suruç'ta, Şırnak'ta molotoflarla el bombalarıyla yakıp yıkıyorlar. Devletin kamunun her türlü menkullerine saldırılar var. Ne elde edecekler. Bunlara karşı gerek hükümet olarak gerek cumhurbaşkanlığı olarak bizim sessiz kalmamız mümkün değil. Önce bizim mehmetçiğimizi taşlayan zihniyetin olduğu ülkede yaşıyoruz. Bunu bir yere koymak mümkün değil. Bunlara karşı hiçbirşey intikam hırsıyla değildir, durdum tespitidir. Bunu da özellikle bilmenizi istiyorum."diyerek konuşmasına son verdi ..
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Bozcaada Tatil İmkanlarını Yakalayın
Türkiye'nin en büyük 3. adası olan ve nüfus olarak 3000 kişinin bağlı olduğu Bozcaada, özellikle...

Haberi Oku