Türkiye:
Erdoğan'dan Fethullah Gülen'e çağrı
 Cumhurbaşkanı Erdoğan Konya-İstanbul Yüksek Hızlı Tren seferlerinin başlama töreninde konuştu. 17 Aralık'tan da bahsetti, paralel yapıdan da. ''Ülkeyi, hoca görünümlü şaklabanlara bırakmayacağız'' dedi. 

Konya milletin adamına milli iradeye sahip çıktı. Sizi hiç bir zaman yalnız bırakmadık. Konya yüzde 75 oy oranıyla bu kardeşine en büyük desteği veren iller içindeydi. 81 il içinde 4'cüydü. Ahde vefanız için her birinize teşekkür ederim. 

Konyalı bir kardeşimizin Ahmet Davutoğlu'na başbakanlığı verdik. Necmettin Erbakan'dan sonra Konya bir başbakan daha çıkarmış oldu. Başbakanımız büyük bir gayretle çalıştı. Konya'nın dualarıyla, gayretleriyle her zaman sayın başbakanımızın bundan sonra da bizim arkamızda olacağına gönülden inanıyorum.

Sevgili kardeşlerim bugün Hz. Mevlana'nın 741. doğum günü. Konya'da farklı bir üstadın heyecanını yaşıyoruz. Anadolu Selçuklu devletinin kadim başkenti Konya'yı İstanbul'a yüksek hızlı trenle bağlıyoruz. 2009 yılında Ankara ile Eskişehir'i bağlamıştık. Ardından 2011 yılında Ankara ile Konya'nın buluşmasını sağladık. 2013'de bu kez Eskişehir'le Konya'yı buluşturduk. 25 Temmuz 2014'de Ankara- Eskişehir- İstanbul'u buluşturduk. Şimdi Konya ile İstanbul'u buluşturuyoruz. 

Bugünden itibaren Konya ile İstanbul arası artık ne 10 ne 15 saat. 4 saat 15 dakika. Kısa bir süre sonra inşallah Rabia olacak. 2009'dan bugüne bütün yüksek hızlı tren hatlarımızda 18 milyon yolcu taşıdık. Karaman, Mersin, Adana, Gaziantep.... Durmak yok yola devam. 

Türkiye'yi ulaşımda çok büyük bir safhaya götüreceğiz. Başta başbakanımız, Ulaştırma Bakanımız olmak üzere bu hattın tamamlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Çalışacaklara başarılar, yolculara iyi yolculuklar diliyoruz. 
 
Bu ülke çok büyük sorunlar yaşadı. Bizim dedelerimiz, annelerimiz sorunları yaşamak zorunda bırakıldı. Dünyadaki hızlı kalkınmayı refahı sadece seyretmek zorunda kaldı. SSK'yı düşünüyorum. Afedersiniz sağlam girip de hasta çıktığımız hastanelerin halini düşünüyorum. Adalet de aynı şekilde emniyet de aynı şekilde. Başka ülkeleri maalesef  izlemek zorunda bırakıldık. Hızlı trenleri sadece televizyon ekranlarında izlerdik. Uçağı sırt üstü yere yatıyor gökyüzünde izliyorduk. Modern hastaneler, okulları sadece televizyonlarda görüyorduk. İnsanın insan gibi yaşadığını maalesef televizyonlarda görüyorduk. Taleplerimizi kimse görmüyorduk, yasaklara yolsuzluklara kimse dur diyemiyordu. Şimdi gelirken iniyoruz Konya Havalimanına , buraya gelirken üç şeritli yola giriyoruz. Etrafında gayet güzel peyzaj çalışmaları, ağaçlandırma çalışmalarıyla bakıyorsunuz gayet modern bir şehre giriyoruz.
Bu kötü gidişi durdurmaya yönelik siyasi hareketlerin önü kesiliyor, partiler kapatlıyor, darberlerle Türkiye'nin gelişmesi kesintiye uğratılıyordu. Ama biz umudumuzu yitirmedik. Biz mücadele aşkımızı kaybetmedik. Onların bir hesabı varsa Allah'ında bir hesabı vardır dedik sabırla mücadele ettik.

12 yıl önce milletimizden emaneti devraldık. Kollarımızı sıvadık çok büyük bir kalkınma demokratikleşme hamlesini planladık. Darbeler planladılar, geçit vermedik. Tuzaklar kurdular o tuzaklara düşmedik. Senaryolar yazdılar, yırttık attık. Milletle beraber olduk milletle beraber yürüdük. 12 yılda büyük bir değişimi yarattık. Türkiye'yi ilklerle, rekorlarla tanıştırdık. Sadece bunları yapmakla kalmadık, önünü açtık. Milletimizin her bir ferdine heyecan aşıladık. Türkiye'nin büyük bir devlet olduğunu, güçlü olduğunu milletimize hatırlattık, dünyaya gösterdik.

12 yıl boyunca ne yaptıysak önce sizin için, milletimizin için yaptık. İtibarımız için yaptık. 12 yıl için mağdurlar, mazlumlar için, sesi hiç duyulmayanlar için mücadele ettik. Göreve geldiğimizde bu tür ülkelere 45 milyon dolar verebilirken şimdi 4.5 milyar dolar destek verebilen bir ülke konumuna geldik. 
Biz şunu söyledik: Bu millet azizdir, bu ülke azizdir. Tarihimiz, ecdadımız azizdir. Bu aziz millet durdurulamaz. Bu ülke horlanamaz dedik. Bu millete kimse boyun eğdiremez, bu ülkeye kimse istikamet çizemez dedik. Kardeşlerim, bizimn 12 yıl için attığımız her adım birilerini çok rahatsız etti. Eski Türkiye'nin karanlığından beslenenler aydınlıktan rahatsız oldular.

Eski Türkiye'nin yüksek faizinden, yüksek enflasyonundan, yoksulluğundan, yolsuzluğundan beslenenler büyüyen ekonomiden rahatsız oldular. Eski Türkiye'nin akan kanından beslenen vampirler huzurdan, kardeşlikten kesinlikle umuttan rahatsız oldular. Eski Türkiye'ye istikamet çizenler mazlumların sesi olmamızdan rahatsız oldular. Biz ne dedik, bu dünyada biz de varız dedik.

Dünya beşten büyüktür dedik. Yüzyıl boyunca horladığınız, dışladığınız Türkiye ayakları üzerinde doğruldu, haddinizi bilin dedik. Kirli emellerinizden vazgeçeceksiniz dedik. İşte bundan rahatsız oldular. 12 yılda 3 kattan fazla büyüyen ekonomiden, 5 kata yakın ihracattan rahatsız oldular. IMF borçları ödedemizden, sıfırladık biliyorsunuz. 23,5 milyon dolar IMF borcu sıfırlandı. Şimdi IMF'e borç verir hale getirdik. Hızlı tren hatlarından, hastanelerden, yollardan, okullardan rahatsız oldular. Boğaz'ın altından Marmaray geçecek bundan rahatsız oldular. Filistin dememizden, Suriye dememizden rahatsız oldular. Mısır'da darbeye karşı çıkmamızdan, Irak'ta kardeşlik dememizden rahatsız oldular. 

Defalarca bizi engellemek istediler. Defalarca tuzak kurdular, kirli operasyonlarla üzerimize geldiler. Allah razı olsun, yılmadık, yıkılmadık, vazgeçmedik, boyun eğmedik. Bütün tuzaklarını, kumpaslarını bozduk. Geçen yıl 17 Aralık'ta, unutmayın yine Konya'daydım, bugüne kadar hiçbir 17 Aralık'ı ihmal etmedim. Yine Konya'daydım, yargı, emniyet, medya el ele verdiler, o gün bir operasyon başlattılar.

Bir yandan gözaltılar yapılıyor, bir yandan da medya üzerinden sistemli şekilde önceden hazırlanmış düzmece haberler servis ediliyordu. Hem Türkiye'de hem dünyada çok kirli bir algı operasyonu devreye girmişti. Adına, Yolsuzluk Operasyonu dediler. Ama çok kısa süre içinde daha o gün meselenin yolsuzluk olmadığı ortaya çıktı. Çok açık bir şekilde, hükümeti devirmeye yönelik bir adım atılmıştı.

Emniyet içindeki yargı içindeki medyadaki iş dünyasındaki bir takım karanlık güçler iş birliği yapmış, bir senaryo yazmış bu senaryoyu uygulamaya başlamışlardı. İşte dikkat ederseniz, yönetmenlerden biri açıkladı, ne dedi, ''senaryoyu yazdılar elimize verdiler biz de oynadık''. Olay bu. Bizim o gün boyun eğeceğimizi, o gün darbe girişimine razı olacağımızı zannetiler. Ama biz o gün Konya'daydık. Konya'nın hayır duası üzerimizdeydi. Oyunu anında fark ettik, bunun millete- ülkeye yönelik bir tuzak olduğunu aldık. Derhal harekete geçtik. Ne dedik, onların bir tuzağı varsa Allah'ın da bir tuzağı vardır dedik.

Onların bir hesabı varsa milletin de bir hesabı vardır dedik. O oyun bozuldu. Asıl niyetleri de ortaya çıktı. 17 Aralık'tan sonra 25 Aralık'ta planladıkları asıl tezgah polislerin bilgisayarlarından çıkarıldı.

O darbe girişimi tescillendi. Her şeyi hazırlamışlar. O kadar ki Başbakanı kesin devireceklerini düşünerek, sonradan kullanacakları fezlekeye dönemin başbakanı ifadesini bile yazmışlar. Ben görevdeyim. 17- 25 Aralık sonrasında bunların asıl yüzlerini daha net olarak gördük. İddialarının, çirkefliklerinin sınır tanımadığını gördük. Sizler bu oyunu gördünüz. Sizler önce 30 Mart'ta sonra 10 Ağustos'ta yanımızda oldunuz. Gerek 17 Aralık'ta gerek bugün kimlerin yan yana durduğunu, kimlerin ittifak yaptığını, kimlerin kucaklaştığını görün. Asıl niyeti o zaman daha iyi anlayacaksınız. Eski karanlık Türkiye'nin ne kadar aktörü varsa şuanda kucaklaşıyorlar. Birbirlerine methiyeler düzüyorlar. Birbirlerine diyet ödüyorlar. Kasetlerin diyetlerini ödüyorlar. Üst aklın fikirlerine boyun eğerek birbirlerine diyet ödüyorlar. Daha da ileri gidiyorlar, Pensilvanya açıklama yapıyor, bakıyorsunuz şahsıma yönelik çok çirkin benzetmeler, beddua seansları, şimdi daha da enteresan bir açıklama yaptı. Gazetelerden alınan onun kendi takımı için, onların yerinde olmak istiyordum diyor.

Eee senin elini kolunu bağlayan yok ki, gel onların yanına. Gel onların yerine. Hiç kimse sana gelme demiyor. Çoktandır sana gel diyoruz. Pensilvanya'da koruma altında olanlar buraya gelemez. Neler yaptıklarını biliyorlar. Bizim ödenecekler bir diyetimiz varsa bunu sadece millete öderiz.
Bırakın onlar düşmanlarla hareket etsin. Biz buraya milletle geldik, milletle yürüyeceğiz. 

İnlerine girdik, gireceğiz

Size bir sözümüz var bu Haşhaşiler'den hesap soracağız dedik, paralel yapıdan hesap soracağız dedik, inlerine gireceğiz dedik. Sözümüzü tuttuk, tutacağız. Darbe girişiminde bulunanlardan hesap sorduk, soracağız. Baın özgürlüğü yok diyenlerın oyununu bozacağız. Yargıyı da inşallah kurtaracağız. Kaynaklarını kurutmaya devam ediyoruz. Şimdi bazı ülkelerle özellikle AB içinde birileri çıkıyor, hukuk içinde yapılan bir operasyonla ilgili çıkıyor peşin hükümler veriyor. Beyler, geçti o günler. İstediğiniz manşeti atın, yalan haberi yapın, istediğiniz tweeti atın. Biz kendi istikametimizi kendimiz belirleriz.
Mürebbiye edasıyla parmağını sallayarak Türkiye'ye akıl vermeye çalışanlar, karşılarında Eski Türkiye'nin olmadığını anlasınlar. Türkiye'ye demokrasi dersi vereceklermiş, bir zahmet buraya gel de Türkiye sana demokrasi dersi versin. Türkiye size Mısır'ı anlatsın, sizlere Suriye üzerinden insanlık dersi verelim. Kapattığınız gazetelerin hesabını verdiniz mi? İşte Sabancı'ya gelip de kendi genel merkezinde öldüren o teröristi kaç kez yakaladınız? Bir kapıdan soktunuz öbür kapıdan çıkardınız.

Elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Aynı şekilde 7 tane oradaki soydaşımızı o ırkçı faşistler öldürdüler. Bakın, basın mensuplarını onların yargılanma sürecine dahil etmek istemediler. Milletvekillerimizi daha engellemek istediler. Önce bunun hesabını verin. 

AB 55 yıldır özellikle son 10 yıldır bizi oyalıyorlar. Daha doğrusu oyalamanın gayreti içindeler. Kusura bakmasınlar biz AB'nin kapı kulu değiliz. Biz bir defa bir millet olma şuuru içerisinde alacaklarsa alırlar, almayacaklarsa almazlar. Bu sözlerimizden rahatsız oluyorlar, neden? Mısır'da sustunuz, Ukrayna'da sustunuz, Suriye'de sustunuz... Ne zaman adaleti haykıracaksınız? Türkiye'de ise darbe girişimlerine de destek oluyorsunuz.
Bu ülkeyi maşalara teslim etmeyeceğiz, ihanet şebekelerine, hoca görüntüsü altındaki şaklabanlara asla teslim etmeyeceğiz. İşte bakın terör örgütleri çıkıyor şuanda Pakistan'daki olayı gördünüz. 130'a yakın öğrenciyi katletti. Şuanda Suriye'de neler yapılıyor. Ne adına? Öyle bir İslam yok. İslam barıştır. İslam'a gölge düşüyorsunuz. Sizin yaptıklarınız yüzünden dünyada islamafobi var, sizden dolayı. 

Ama ben inanıyorum ki millet istikbaline sahip çıkmaya devam edecektir. 

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Gazi'lere Saldıranlar Hak Ettiği Cezayı...
41. Muhtarlar toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu şehir magandaları hak...

Haberi Oku